You are currently browsing the category archive for the 'cellphone' category.

29 Ağustos 2003 Cuma, saat 02.30 da yazdığım bir öykü. İsimlere ve yazım hatalarına azıcık müdahale ederek yayınlıyorum.

biraz sonra kendime ve dostlarının dostu olduğunu düşünenlere haksızlık yapacağım. Bana attığın onca mesaj sonucunda huzura erdin ve bu benim marifetimmiş gibi “iyiki varsınız” diye bir not.
bak sana bu olayın üstüne kurguladığım bir hikayeyi yazayım. yalnızca kurgu, sürükleyici olamayabilir.

cep telefonunu eline alır ve düşünür; şimdi ne yapsam. Lanet olası dünyada aldatılan ilk erkek ben değilimdir, ne bok yemeye zırlıyorum ki. menüden mesajlar, mesaj yaz. evet, olsa olsa bana o destek olur. _karıma kızgın mıyım gerçekten, aslında çok pısırıklık yaptım; aptal. ama bunu bana yapamaz, nerde o saf, aşık kadın ha, gözleri gözlerimden başkasına bakmazmış, adi kaltak._ Faik, gönder, yes.

bir saat sonra birkaç mesaj atmış ama tek bir yanıt alamamış halde. _nasıl yani, bu durumda aramazsan ya ne zaman, bir cevap yaz ne olur, bok gibiyim._ ama belki de kontörü yoktur, tabi ya. Yoksa kesin arardı. Yeni bir mesaj daha . _bu mesajları nasıl olurda görmememi bekler ha. resmen aşkını ilan ediyor adam. üstelik bir hafta öncesinden başlamış. kimbilir kaç yıldır yatıyorlar. Ah dostum, gözlerim kararıyor, ben şiddete başvurabilecek birisi değilim, help._

_geldi, ağlamaklıydı, belli ki pişman. üzerine yürüdüm. zor kurtuldu. en az on dakika bağırdım. yok sapıkmış da yok bilmem neymiş de, bir hafta önce polise başvurmuş, falan filan. ulan ne çok film seyretmiş be, ama şükür onları ben de seyrettim, sürtük._

_dostum, eşyalarımı topluyorum, sana gelicem. bu zor günümde senden başka kimse beni düşünmedi. Ağlıyor arkamdan, bir de üstelik aptal deyip duruyor. Evet, aptalım değil mi? Aldatırken bunu çok düşünmüştür._

Polis kapıyı çalar, adam tam çıkmak üzeredir.

-Leyla hanım evde miydi acaba?
-Evde, ne olacak? Yoksa sevgilisi sen misin?
-Pardon, iyi değilsiniz sanırım. Ben karınızın bize yaptığı şikayet sonucunda telefon sapığını bulduğumuzu bildirmeye gelmiştim.
-Ne, nasıl? Yani karım beni aldatmıyor mu?
-Efendim! Beyefendi, iyi misiniz?
-Evet, ben şey teşekkürler.

Kapıyı kapatır ve içeriye koşar, kanepeye yaslanmış yerde iki büklüm ağlamakta olan karısına sarılır.

-Affet ne olur, haberim yoktu, iş gezisinden yeni geldim, yorgunum ve mesajları görünce cinlerim tepeme çıktı.
-Mesajları mı? cep telefonumu karıştırmak ne zamandan beri adetin oldu?
-affet. Arkadaşlarımın dolduruşuna geldim.
-Bu konuyu daha sonra konuşuruz, ben bir duş alacağım. Sonra seninle önemli bir konuda konuşmalıyız.
-Ne konusu, bugün yeterince sinirlendim.
-Benimle ilgili değil, ama toparlanmalısın, ciddi bir şey çünkü.
-Tamam, bekliyorum.

Leyla duşa girer, bizimki de telefona sarılır ve son bir mesaj atar. _Herşey yanlış anlaşılmaymış, barıştık. Gezideyken arayıp söyleyebilirdi. Olsun, bitti ya, Allaha şükür. Sen olmasan ne yapardım bilemiyorum, iyi ki varsın. Meltem’e selam söyle. CU_

Karısı duştan çıkmıştır ama yüzü hala ölü gibidir.
- Leyla, neyin var, hasta mısın?
- Bak, sana anlatacaklarımı duyunca müsterih olmalısın, inan ölümün kimi nerde bulacağı belli olmuyor.
- Ne ölümü, kim, nerde?
- Faik ve karısı Meltem bu sabah evlerinde ölü bulunmuşlar.
- …
- Sanırım bizden başka iyi dostları ya da herhangi bir akrabaları olmadığı için gidip cenazelerini almalıyız.
- …